İnternetten İşe Alımın Geleceği Çarşamba, Jun 11 2008 

Profesör olduğum ve ‘çalışmadığım’ için, okuyup öğrenmeye ve geleceği tahmin etmeye fazlasıyla vaktim oluyor. Bir satıcı, aday ya da işe alımla görevli biri için, elektronik işe alımın gittiği yönü, nelerin serpilip geliştiğini veya solup yok olduğunu görebilmek yaşamsal önem taşıyor.

İş dünyasına yönelik dergilerdeki trendleri takip ediyorsanız, görmüşsünüzdür, iş ve teknoloji dünyası tarihindeki en büyük değişimi yaşıyor. İşe alma, bu hızlı değişimi görmezden mi gelecek? Cevap, tabii ki, hayır! Elektronik işe alımdaki değişiklikler gizliden gizliye gerçekleşmeyecek. Benim e-işe alımın geleceği ile ilgili tahminlerimse şöyle. Katılır mısınız yoksa katılmaz mısınız? (dahası…)

Medya, telif hakları, hırsızlık Perşembe, Jun 5 2008 

Tamam, ben de biliyorum Türkiye’deki gazeteler öldü, televizyonlar öldü, internetteki haber siteleri kendi kusmukları içinde çırpınıp duruyor, ortalığı karıştırmaktan başka işleri yok.
Yine de birkaç tane sorum var:

Türkiye’de yayımlanan gazetelerin kaç tanesi telif haklarına saygı gösteriyor? Kendilerinden yapılmış olan en ufak alıntıda dahi mahkemelerde süründürtmeyi görev bilmelerine rağmen basılmış fotoğrafların yanında kaynak göremememizin sebebi nedir? İsimsiz haberlerin kaynakları nelerdir? Yetkililerden alınan bilgiler hangi yetkililerden, nasıl elde edinilmiştir?

Televizyon bu telif meseleleri hakkında en hassas kurumlardan. Çalıp çırpamıyorlar çünkü hepsi bir diğerini çakal gibi izliyor. (dahası…)

Gerekli Bilgiler Çarşamba, Jun 4 2008 

Güneş Ne Kadar Sıcaktır?
Güneş, Güneş Sistemi’ndeki en büyük gök cismidir. Çok sıcak ve yanmakta olan bazı gazlardan oluşur. Bu nedenle, yüzeyinde her saniyede milyonlarca atom bombası patlamasına eşit güçte patlamalar olur. Bu patlamalarda boyu Dünyamızın büyüklüğünün 40-50 katı olan alevler fışkırır.
Güneş’in dış yüzeyindeki sıcaklık 6000 derece, içindeki sıcaklık ise 12 Milyon derecedir
.
(dahası…)

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI Salı, Jun 3 2008 

Türkçe, Ural-Altay dil gurubunun Altay koluna dahil bir dildir. Türk’lerin tarihine paralel olarak Türkçe’nin yayıldığı coğrafi alan çok geniştir. Bugünkü Moğolistan’da Karadeniz’in kuzeyinde, Balkanlarda, Doğu Avrupa’da, güneyde Anadolu ve Irak’da, Kuzey Afrika’nın bir bölümünü içine alan geniş bölgede, Türkçe konuşan Türk halkları yaşamaktadır. Bu kadar büyük bir alan içinde konuşulan Türkçe, pek çok lehçe, şive ve ağız farklılıkları göstermektedir. Tarihi gelişimi içinde Türkçe, VIII-XIII. Asırlar arasında Eski Türkçe, XIII-XX. Asırlar arasında Orta Türkçe, XX asırda yeni Türk Yazı Dilleri ana başlıkları altında üç gurupta incelenmektedir. Türkiye Türkçesi, Orta Türkçenin, Batı Türkçesi kolunun günümüzde kullanılan bölümüdür. Batı Türkçesinin ikinci devri olan Osmanlıca (Osmanlı Yazı Dili) İstanbul’un fethinden Osmanlı İmparatorluğunun sonuna kadar XV-XX. asırlar arasında devam eden yazı dilidir. Bu dönemde, Arapça ve Farsça unsurlar Türkçeyi büyük ölçüde istila etmiş, Osmanlı yazı dili. Üç dilden oluşan yapma bir dil haline gelmiştir. (dahası…)

Deprem Yazilari Cuma, May 30 2008 

Günümüzden tam elli bir yıl öncesine, 1948 yılına ait bir yayından alınan iki satırlık bir cümle tüm açıklığıyla gerçekleri ortaya koyuyor. “…Bütün bu hakikatler, Anadolu blokunun çevresine nazaran batıya doğru hareketinin ve yukarı doğru yükselmesinin mekanik ifadesidir.” İşte, son haftalarda tüm şiddetiyle yaşamımızda yer eden depremin en çarpıcı tanımı. Ancak, bu cümlenin asıl önemi, tüm yaşamını, deprem gerçeğinin bu ülkede anlaşılmasına adamış olan İhsan Ketin�e ait oluşu. İhsan Ketin�in bize öğrettiği gibi, batıya ilerleyen Anadolu bloku ile Karadeniz şeridi arasında bir yay gibi uzanan Kuzey Anadolu Fayı üzerinde yaşanan depremler ve son olarak da İzmit felaketi, bu gerçeğin tüm soğukluğuyla yeryüzündeki yansımaları. Dergimizin sayfalarında yer alan, depremlerin sürpriz olmadığına ilişkin pek çok veri ve ekte verdiğimiz haritalar, yıllar boyu deprem konusunda sürdürülmüş bilimsel hazırlığın ürünleri olarak, bu temel saptamanın kanıtlarını oluşturuyor… Yerbilim, bir sonraki depremin zamanını söyleyemese de yerini ve büyüklüğünü başarıyla öngörebiliyor. Bugün, tektonik hareketler hakkında hiçbir fikri olmayan, depremi tanrıların gazabı olarak gören ilkel uygarlıklara göre çok ileri bir noktadayız. Oysa, sahip olduğumuz değerli bilgilere karşın sergilediğimiz hazırlıksızlık tablosu, ilkel uygarlıklardan farkımızı bir kalemde sıfıra indiriyor… (dahası…)